Erdoğan'dan Öcalan'a farklı ziyaretçiye açık kapı

20 Kasım 2013 Çarşamba 22:12

29 0

Erdoğan'dan Öcalan'a farklı ziyaretçiye açık kapı

ANKARA – Başbakan Recep Tayyip Erdoğan , İmralı Cezaevi’nde cezasını çeken Abdullah Öcalan’ın şu ana kadar görüştüğü kişilerin dışında gazeteciler ya da akil insanların içinden kimselerle de görüşmesinin ‘şartlara’ bağlı olduğunu ifade ederek, “Şu anda gündemimizde yok ama gün ola harman ola; zaman bunları gösterir” dedi.

Irak Kürdistan Bölgesi Yönetimi Başkanı Mesud Barzani’nin, “İşlerin yolunda gitmesi halinde Öcalan af çıkabileceği” açıklamasına “Sayın Barzani böyle bir ifade kullanmışsa yanlış yapmış” derken, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir’in “ Türkiye Kürdistanı” ifadesini ‘tahrik’ten başka işe yaramayacağını ifade ederek “Türkiye Cumhuriyeti’nin ismi bellidir, dolayısıyla bu isim üzerinde herhangi bir spekülasyona gitmenin de anlamı yok. Kendi bölgesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’dir adı böyle geçer” dedi.

Başbakan Erdoğan’ın, gündeme ilişkin yaptığı açıklamaların satırbaşları şöyle:

- Diyarbakır’daki tarihi gün: Birçok yönüyle çözüm sürecini güçlendiren bir adım oldu. Bir yerden hakikaten cesaret işiydi. 2005’te bu adamları attığımızda söyledik bunu halledeceğiz dedik. ‘Bölüyor’ diyenler böyle görmek istedikleri için her halde böyle ifade kullanıyorlar. Tek millet tek bayrak tek vatan tek devlet bu dört başlığı her zaman kullandığım gibi orada kullandım.

- Şivan Perwer’e vatandaşlık: Şivan Perwer 38 yıldan sonra kendi ülkesine gelmiş olması üzerinde düşünülmesi konuşulmasa gereken konular. Şivan Perwer’e, ‘vatandaşlık noktasında da böyle bir talebiniz varsa bunun da çözümüne hazırız’ dedik. Merhum Ahmet kaya indinde de ailesine yapılması gerekiyorsa bunu varız. Şivan, bu konuda o bize cevabı verecek. Bu süreci başlatmış bulunuyoruz.

- Mustafa Kemal de ‘Kürdistan’ dedi: Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ifadesinden birilerinin rahatsız olması aslında çok çok manidir. Bunlar hakikaten bizim tarihimizi bilmiyorlar fazla uzağı gitmeye gerek yok yakın tarihi bile bilmiyorlar. Gazi Mustafa Kemal’in, ‘Kürdistan, Lazistan’ diye bir konuşması var. Bu ifadeleri kullanan Gazi Mustafa Kemal bölücü mü? Ayrıca, Kürdistan Bölgesel Hükümeti diye geçer Irak Anayasası’nda. Bu onların anayasal ismidir.

- ‘Türkiye Kürdistanı’ ifadesi tahrik: Diyarbakır Belediye Başkanı’nın bu tür bir ifadeleri kullanması da bana göre şık değildir, bunlar belli yerleri tahrik etmekten başka hiçbir işe yaramız bir işe yaramaz. Şu anda Türkiye Cumhuriyeti’nin ismi bellidir, dolayısıyla bu isim üzerinde herhangi bir spekülasyona gitmenin de anlamı yok. Kendi bölgesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’dir adı böyle geçer.

Genel af: Ben bir defa genel af konusunda asla bu ifadeyi kullanmadım ve böyle bir taahhüdümüz kimseye yoktur böyle bir şey olamaz. Benim bir Uşak konuşmam vardır; orada çok net olarak söyledim, ‘ben bir başbakan olarak katili affetme yetkisini kendimde göremem’, hatta hatta devletin katili affetme yetkisini de asla kabul edemem. Niye çünkü onu af yetkisi sadece o maktulün varislerine aittir. Ama devlete karşı işlenen suçlarda ha böyle bir adım atılabilir. Bunun içinde siyasi suçlarda olabilir daha farklı suçlar da olabilir orada böyle bir adım olabilir. Ama ben kalkıp da katili bir genel af kapsamı içerisinde nasıl affederim; ondan sonra ben o maktule o şehitlere bunun hesabını nasıl vereceğim; o şehitlerin ailelerine bunun hesabını nasıl vereceğim.

- Barzani’nin “Öcalan’a af” açıklaması yanlış: Barzani böyle bir ifade kullanmışsa yanlış yapmış. Böyle bir şey aramızda da geçmedi; böyle bir şeyi söylemek onun da kendi ilgi alanında değil bizim de ilgili alanımızda değil. Bu konuda Yargı hükmünü vermiştir şu anda cereyan etmektedir.

PKK , geri çekilmeyi noktaladı: Bizim geri dönmek gibi niyetimiz yok devamlı ilerliyoruz, her zaman ne diyoruz durmak yok yola devam. PKK’lıların ülke dışına çıkışı yüzde 20’ye ulaşmıştı ondan sonra onlar bir maalesef nokta koydular artık virgül de diyemiyorum; temenni ederiz ki samimi olarak bu süreci devam ettiririler.

- PYD istediği oluşuma ‘evet’ dememiş mümkün değil: Barzani, PYD’ye ilişkin çok sert bir açıklama yaptı ve bizim takındığımız tavırla paralel düşün açıklamalardı. Bizim Kuzey Suriye’de onların belirlediği gibi bir oluşuma ‘evet’ dememiz mümkün değil. Burada müşterek bazı çalışmaları Irak’ın merkezi yönetimiyle de aynı şekilde Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimiyle müşterek çalışarak burada gelişmeleri engellemekte kararlıyız.

(Diyarbakır’daki tarihi günün ardından PYD’nin bayrak çekmesi) Çektikleri gibi de indirirler. Geçmişte de onu yaptılar sonra indirdiler

- Öcalan yeni kişilerin ziyareti: Şu anda gündemimizde böyle bir şey yok, ileride olur mu olmaz mı dedim ya bazen şartlar bu şeyleri belirler… Gün ola harman ola ama şu anda gündemimizde böyle bir şey yok. Zaman bunları gösterir.

Dershane kararında geri dönüş yok: Ben böyle bir polemiğin doğrusu çok çirkin buldum. Zira bu, bugün gündeme gelmiş bir konu değil. 1980’lı yıllardan bu yana çok çok farklı dünya görüşüne sahip iktiarların gündeme getirdiği, bizim iktidarımızda da trendin tavan yaptığı bir süreçtir. Son dönemde artık bu işi bitirmemiz gerekiyor dedik.

Biz de diyoruz ki gelin samimi olalım. Sizden hizmet almaksa öyle yapalım. Gelin bu dershaneleri okula dönüştürelim. Bizim limitimiz 30. Kalite arıyoruz çünkü. Öğrenci verelim, veremiyorsak yıllık maaliyeti nedir her birisi için o ücreti verelim. Merdiven altı dershanecilik işini bitireceğiz. Ya da sizde öğretmen talebi varsa bize verin. Biz bunları sınava da tabii tutmadan devlet okullarında istihdam edelim. Yok bunu da istemiyorsunuz. O zaman biz size arsa verelim, ucuz kredi verelim. Bütün bunların yanında vergide indirim, muafiyet sağlarız. Yeter ki gelin. Peki neden okula yanaşılmıyor da illa dershane deniyor. Bize bunu anlatamıyorlar. Bu konuda adımımız attık. Pazartesi günü sunumda bazı tespit ettiğimiz eksiklikler üzerinden bakanımıza bir çalışma yapın, hatta eğitim komisyonumuzla biraz daha geliştirin, dışarıdan almanız gereken destekler varsa alın, görüşülmesi gereken STK’lar varsa görüşün ve bir sonraki bakanlar kuruluna bu taslağı daha hazır daha olgunlaştırılmış şekilde getirin dedik... Geri dönmemiz diye bişey burada asla sözkonusu değil... Gelinen noktada dershane anlayışının, düşüncesinin yürümesi mümkün değil.

Cemaat yayın organlarıyla saldırıyor: Bu hazırlanan taslak henüz bize sunulmadan atılan gazete başlıkları çok çirkindi. Bir gece baskını başlığı yenilik yutulur cinsten değildir. Meclis’e gelmiş bir şey yok. Cemaat mensubu kardeşlerimizin ellerindeki yayın organlarıyla adil olmayan şekilde bize saldırmaları hatta hatta uydurmalarla saldırmalarını anlamakta zorlanıyoruz. Bu sürdürdükleri kara kampanların bence bitirmeleri lazım. Bizden bir geri adım bekleliyorsarsa bu anlaşyışla bizden bir geri adım beklemeleri söz konusu olmaz. Şimdi biz devlete verebiliriz diyorlar. Kusura bakmasınlar, biz bir darbe hükümeti değiliz. O zaman kurun okulları biz sizden hizmet alımı yapalım. Böyle hayırlı bir konuda neden böyle bir tartışma yapılıyor. Cemaatin sektördeki payı yüzde 25 ama ses çok tabi çıkıyor. Bakıyorsunuz her türlü yakışık almayan ifadeleri de kullanmak suretiyle bir kampanya da sürdürülüyor. Onlarda bu dershane denilen bu kitlenin tamamını temsil etmiyorlar. Ses çıkması olayı ise elindeki bazı enstramanlarla bunu yapıyorlar. Biz kalkıp da o sese aynı şekilde cevap verme noktasında olamayız, biz iş yapma durumundayız, onun için düzenlemelerimizi vs bunları yapmak suretiyle biz yolumuza devam edeceğiz.

Cemaat gönül diliyle konuşmuyor: (‘Cemaatle siyasi kavga içinde misiniz?’ sorusuna) Biz asla böyle bir kavganın içerisinde olmayız. Onlar hangi dille konuşşuyorlar bilemem ama şu andaki dil gönül dili falan değil. Ama biz gönül diliyle konuşuyoruz şu an biz gönül diliyle konuşmaya da devam edeceğiz. Bekleriz ki karşı taraf diyeceğim artık başka türlü konuşamam, onlar da gönül diliyle konuşmalı, Cemaatle asla böyle bir kavganın içerisinde olmadık, olmayız. Onlar hangi dille konuşuyorlar bilemem ama biz şu an ‘gönüldili’yle konuşuyoruz.

İçlerindeki fitne odaklarını bulmalılar: Bu gün kadar beraber yürüdüğümüz kardeşlerimizle böyle bir kavgaya düşmeyiz. Yalnız burada fitne odakları var bunlar fırsat vermemeliyiz. Oslo, MİT Müstaşarım ile ilgili kim bu fitnenin içinde olduysa zaten onlar bunun bedelini öderler ama dünya ama ömür alemde öder. Sorumluluk makamında olanların bu fitne odaklarına fırsat vermemesi lazım. Eğer bu fitne odakları benim cephemdeyse benim arayıp bulmam lazım. Onların tarafındaysa onların bulması lazım.

Kaynak: radikal.com.tr

Kategori sayfasına

Loading...