Sırrı Süreyya Önder evlenmeli midir?

21 Kasım 2013 Perşembe 07:10

45 0

20.11.2013 21:40:00 | Gündem

Diyarbakır büyükşehir belediye başkanı Osman Baydemir, toplu olarak kıyılan nikâh törenini değerlendirirken, kendisinin başkanlığı döneminde prensip olarak nikâh kıymadığını, ama Sırrı Süreyya Önder'in evlenmesi halinde nikâhını kıyabileceğini, Önder'in evlilik için dört ay gibi kısa bir zamanı kaldığı şeklinde şaka yollu da olsa bir değerlendirme yapmıştır. Önder'in ise dul olarak kalacağını açıklaması, sebep olarak da insanların egoların fazla şişkinliğinden bahsetmesi ilaveten de insanların birçoğunun uyuduğu saatlerde kendisinin okumakla ve yazmakla meşgul olduğunu belirtmesi, üzerinde düşünülmesi gereken bir zihniyet farkının varlığını tebarüz ettirmiştir. Açıklamaların şaka mahiyeti taşıması, belirli bir gerçekliğe tekabül etmesini engellemez.

Sırrı Süreyya Önder'in adaylığını açıkladıktan sonra, medeni durumunun söz konusu edilmesi, bekârlın veya dulluğun bir çeşit eksiklik veya kusurmuş gibi değerlendirilmesi üzerinde durulması gereken derin bir Dünya görüşü farklılığına işaret eder. Osman Baydemir'in geleneksel toplumun normlarına uygun bir biçimde evli ve hatta çocuklu olması ve bu durumun makbullüğüne işaret etmesi (kuşkusuz olumsuz bir durum değildir) dikkat çekicidir. Sosyalist gelenekten gelen Önder'in dul olduğunu belirttiğine göre, daha önce evlendiği ve fakat ilişkiyi bir biçimde sürdüremediği anlaşılmaktadır. Fakat mesele bu değildir. Dünya görüşü farklılığı dediğimiz olgu, Önder'in evliliği mutlak bir olgu olarak telakki etmemesi, insanların toplumda belirli mevkilere gelmelerinin temel şartlarından birisinin evlilik olmadığını içselleştirmesidir. Buna karşılık Baydemir'in, katı geleneksel toplumun bir ferdi olarak toplumsal normların göz ardı edilmemesini ima eden düşüncesi sorunludur.

Önder'in açıklamasından çıkarılabilecek önemli bir mevzu da şudur: Yaratıcılığın, üretkenliğin, kişisel gelişimin ve nihayetinde entelektüel faaliyetin mutlak olmasa da en önemli şartı, bireyin kendine yeterli zaman ayırabilmesi, düşünebilmesi ve yazabilmesi için yalnızlığa ihtiyaç duymasıdır. Fakülteden bir hocamız, ziyaretine gelen insanların odasında fazlaca kaldıklarından, düşüncesizce davrandıklarından ve çalışmasını engellediklerinden şikâyet ederdi. Zamanla bu düşünceyi daha iyi idrak ettim. Yazı yazmak ve düşünmek için fazlaca zamana ihtiyaç duyduğum halde, insanların yalnız nasıl zaman geçirdiğimi sormaları ve hayret etmeleri ilginçti. Entelektüel faaliyet, insanın kendini gerçekleştirmesi, yaşadığı Dünya'yı sorgulaması ve anlamlandırabilmesi için en temel faaliyettir. Bu faaliyetin temel şartı da insanın kendine zaman ayırması, yalnız kalarak düşünmesi ve nihayetinde yazmasıdır. Virginia Woolf'un, kadınlara atfen yazdığı, Kendine Ait Bir Oda isimli kitabını tüm insanlara salık vermek yanlış olmasa gerektir.

Kaynak: blog.radikal.com.tr

Kategori sayfasına

Loading...